Дуэли
         Помощь
добавить запись мои записи мои метки new мои дуэли избранное обо мне настройки оформление  
читать всех друзей редактировать друзей редактировать группы дни рождения настройка подписки  
создать сообщество мои сообщества каталог сообществ  
комментируемые активные популярные читаемые звездные блогиЗвездные блоги на Mail.Ru популярные записи последние записи опросы  
мои дуэли победы поражения прямой эфир двустволка new в десятку! new  
  Блог
  Инфо
  Друзья
  Мой Мир
  Фото
  Видео
  Подписаться на обновления

Поиск по блогу


Метки  

 
11-10-2010 01:08 (cсылка)  
Makrada
Makrada

C Днем рождения!

  Администрация Блогов@Mail.Ru от всей души поздравляет  Ali Koksal с днем рождения.

  Вы можете присоединиться к нам, отправив открытку или оставив свои поздравления в комментариях к этой записи.


  Комментариев: 1    

14-09-2010 08:42 (cсылка)  
Makrada
Makrada

sweet dreamssssssss


  Комментариев: 1    

28-07-2010 00:03 (cсылка)  
Makrada
Makrada

stand my ground !


04-07-2010 02:08 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Saint Theresa's Prayer


Saint Theresa's  Prayer




May  today there be peace within.

May you trust God that you are exactly where  you are meant to be..

May you not forget the infinite  possibilities that are born of faith.

May you use those gifts that you  have received, and pass on the love that
has been given to you.

May you be  content knowing you are a child of God..

Let this presence settle into  your bones, and allow your soul the freedom
to sing,

Dance, praise and  love.

It is there for each and every one of us.
 



14-06-2010 22:49 (cсылка)  
Makrada
Makrada

tulipa gesneriana 057


Метки: tulipa gesneriana

24-04-2010 17:52 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Lütfen

Dünya çapinda bir anket yapilmis. Sadece bir soru sorulmus: "Lütfen
dünyanin geri kalan kismindaki yiyecek eksikligine bir çözüm ile ilgili
kisisel görüsünüzü dürüstçe belirtiniz." Anket büyük bir basarisizlikla
sonuclanmis.

Çünkü;

Afrika'da insanlar "yiyecek"
kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar

Bati Avrupa'da
ins...anlar "eksiklik" kelimesinin ne anlama geldi?ini bilmiyorlar

Dogu
Avrupa'daki insanlar "kisisel görüs"ün ne anlama geldigini bilmiyorlar.

Orta
Dogu'da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldigini bilmiyorlar.

Güney
Amerika'daki insanlar "lütfen" kelimesinin ne anlama geldigini
bilmiyorlar.

Israil'deki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne
anlama geldigini bilmiyorlar.

Ve Amerikada'ki insanlar "dünyanin
geri kalan kismi"nin ne anlama geldigini bilmiyorlar.


15-04-2010 04:25 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Serçeler Ağlar

Serçeler Ağlar


O gün erken uyanmıştı.İçinde her zamankinden farklı birşeyler vardı
sevgi mi deseydi buna yoksa başka birşey mi bilemiyordu ... Ama iki
yıldan beri içinde tertemiz bir sevgiden başka birşey yoktu ki! Yine de
bugünkü farklıydı içinde sevinç,sevgi ve heyecan karışmıştı... O nedenle
güne nasıl başlasam diye düşünürken içi içine sığmıyordu.Çocuğun
duyguları gibi gün de çok farklıydı, çok özeldi.Bugün dünyanın en
kutsal, en güzel duygusunu paylaşanların günüydü; yaşamın amacı olan
duyguyu paylaşanların günü... Çocuk bunun için, o taptığı, kendinden
fazla değer verdiği, tarif edilmesi istenildiğinde tarif edemediği kadar
büyük bir sevgiyle sevdiği kıza nasıl bir armağan alacağını
düşünüyordu: Şöyle kocaman ve sevimli bir tavşan? Ama bu olmazdı,kıza
doğum gününde almıştı bunu.Peki ya çok güzel ve değerli bir kolye? Bu
olabilir diye düşündü.Ama bu da olmazdı, alacağı hediyenin kıza kendi
parasından çok tertemiz sevgisini anlatmasını istiyordu o ... Uzun uzun
düşündü; bu nasıl bir hediye olmalıydı? Sonra bir ışık belirdi zihninde:
Kristal bir gül! Bu çok güzel bir fikirdi! Hemen hazırlandı ve mağaza
mağaza gezmeye başladı. Hayalinde oluşturduğu o hediyeyi aramaya
başlamıştı.Saatlerce aradı ama böyle birşey bulamadı hiçbir yerde...
Umutsuzluğa kapılmış kız arkadaşının yanına gidiyorken; sokakta çok
tatlı,ufacık bir kızın elinde koskoca bir sepetle gül sattığını
gördü.Onun istediği kristal bir güldü; hiç solmaması için... Yine de
ufacık bir çocuğu mutlu ederek alınacak bir hediyenin daha değerli
olacağını düşündü ve bütün sepeti satın aldı.



Bu arada sevdiği kızdan çağrı gelmişti.Yarım saat sonra orda olacağını
belirten bir mesaj attı ve yoldan geçen taksiyi durdurdu çocuk. Gideceği
yeri şoföre söyledi ve yine hayallere daldı... Kimbilir ne kadar mutlu
olacaktı "Biriciğim" diye hitap ettiği,uğruna şiirler yazdığı, herşeyden
önemlisi sevdiği o kız. Bu hayaller içinden bir ara sıyrıldı ve
arabanın süratlendiğini fark etti.Ama bu sorun değildi aksine daha
iyiydi çünkü biriciğine daha kısa sürede kavuşacaktı.Tekrar daldı
düşüncelere... Ani bir fren sesi ve kulakları sağır eden bir gürültüyle
kendini bembeyaz bir yolda buldu.Her taraf bembeyzadı ve kendinden başka
hiç kimse görünmüyordu ortalıkta...



Ölmüş olmalıydı... Ama neden bugün? Neden biriciğini göremeden? Derken
yanında beliren melek ona cehenneme gideceğini söyledi. Çocuk hiçbir
tepki vermemişti sadece üzgün gözlerini çok uzaklarda bir yerlere
odaklamış, meleğin söylediklerini dinliyordu...



Cehennem kapısına geldiklerinde melek son sözlerini ve son dileğini
istedi ondan. Çocuk az önce meydan okurcasına sonsuzluğa dikmiş olduğu
gözlerini bu kez meleğin gözlerine dikti ve "son kez onu görmek
istiyorum" dedi. Melek şaşırmıştı.Çünkü bugüne kadar hiçkimse
"günahlarımı affedin" sözlerinden ya da "cennete gitmek" dileğinden
başka hiç bir dilekte bulunmamıştı.Gerçi çocuğun dilekleri kabul
edilmemişti...Ama bu çocuk az da olsa cehennemden kurtulma şansını geri
çevirip; ölmeden önce sevdiği kızı görmek istemişti... Biraz beklemesini
söyledi ona ve ortalıktan kayboldu. Çocuk tek başına kapıda beklerken,
melek çocuğuın cehenneme gitme sebebine baktı: kitapta "bir insanı büyük
yaratıcıdan çok sevmiş ve ona tapmış..." yazıyordu.Melek çılgına döndü;
bu nasıl bir şeydi, nasıl bir duyguydu, sevgiydi? Tekrar çocuğun
yanında belirdi ve dileğinin kabul edildiğini söyledi. Aynı anda çocuk
kendini "biriciğinin" yanında buldu: kız oturmuş, ağlıyordu... Derken
bir polis elinde bir sepet gülle gelip; kıza ismini sordu ve bu güllerin
kendisine ait olduğunu, sepetteki kartta onun isminin yazdığını
söyledi. Kız şaşkın bir biçimde sepete baktı ve bir kısmı kanlanmış olan
güllerin arasından kartı aldı; okumaya başladı. Kartta "Bu gülleri
gözyaşlarımla yıkamak isterdim ama böyle mutlu bir günde ağlamanın
yanlış olacağını düşünerek yanlarına sevgimi koyarak sana getirdim..."
yazıyordu. Bir de not düşülmüştü: "Biriciğim, bu bizim ölümsüz
sevgimizin ikinci yılı. Ve bu iki yıl içinde hayatımın en mutlu
günlerini geçirdim. Ama bu iki yıl değil. önümüzdeki yüzyıllar ne seni
bana unutturmaya ne de benden ayırmaya yetecek. Ben kadere inat bir gün
ölsemde. yine seni herşeyden çok seveceğim..." Kız bunları okuduktan
sonra acı bir çığlık attı ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam etti...
Çocuk "yeter!" diyerek gözlerini ve kulaklarını kapadı.Ne kızın
gözyaşlarını görmek istiyordu ne de hıçkırıklarını duymak. Çünkü bunlar
ona çok büyük bir acı veriyordu... Ve gözlerinden yaşlar süzülmeye
başladı... Bütün bunlar olurken çocuğu izleyen melek, çocuğun ağladığını
görünce: "Bu olanaksız! bir ruh ağlayamaz, bu imkansız!" diye bağırmaya
başladı. "Yüce Allah'ım, nedir bu?" diye haykırdı. Her taraf birden
karardı ve kulakları sağır eden bir ses duyuldu: "Bu sevgidir! Ben
insanları yaratırken onlara güzel duyguları bahşettim ve onlarda sevgiyi
yarattılar. Kimi parayı, kimi başarıyı, kimi eşini dostunu sevdi. Ama
bu çocuk benim yarattığımı benden bile fazla sevmiş... Onu affediyorum.
Ama cennete alamam oradakilerede bu ölümsüz sevgiyi bulaştırmasını
istemiyorum. Ne dileği varsa söylesin, yerine getirin!" Melek çekine
çekine çocuğa yaklaştı ve " Yaratıcımız seni bağışladı ne dileğin varsa
yerine getireceğiz" dedi. Çocuk ıslak gözlerle ona bir serçe olarak
dünyaya gitmek istediğini söyledi. Melek bir kez daha şaşkına döndü ve
neden bir insan olarak değilde bir serçe olarak gitmek istediğini sordu:
Çocuk " Ben artık onun ve ailemin, sevdiklerimin gözünde bir ölüyüm.
Şimdi tekrar karşılarına çıkıp ben ölmedim, bakın yaşıyorum demem daha
büyük bir yıkım yapar onların duygularında. Onlara daha fazla acı
çektirmek istemiyorum. Bir serçe olarak gidersem her zaman uzaktanda
olsa biriciğimin yanında olabilirim; geceleri uyurken penceresinin
camından o tatlı yüzünü izleyebilirim..." dedi ve dileği
gerçekleşti.Tekrar yaşama dönmüştü ve önceden hep yapmak istediği gibi
özgürce gökyüzünde uçabilirdi. Ve kanatlarını çırpmaya başladı. Hemen
sevdiği kızın evine gitti; odasının camının önündeki ağacın dallarından
birine kondu ve onu izledi... Günler, aylar böyle akıp gitti... Şimdi
aradan iki yıl geçmişti ve kız iki yıldan beri ilk defa gülmüştü.
Karşısındaki yakışıklı gencin anlattıkları onu güldürmeyi başarmıştı...
Kız eve döndüğünde yatağına uzandı; uzun uzun kara kara birşeyler
düşündü...



Sonra çok sevdiği ve acısını kalbinde taşıdığı çocuğun resmini eline
aldı, uzun uzun baktı ve kendi kendine konuşmaya başladı: "Nerdesin?
Seni çok özledim... Zaman hiç geçmedi sen yokken yanımda... Şimdi
biriyle tanıştım; bir haftadır onunla buluşuyoruz... Biliyor musun;
senden sonra ilk defa beni güldürmeyi başaran o oldu... Hatırlıyor
musun; iki yıl önce bugün sen bana bir sepet gül ve onların yanında bir
kart vermiştin... Kartta " Seni iki yıl sonra değil, yüzyıllar boyunca
bile unutmayacağım..." yazıyordu... Ama ben bunu başaramadım. aşkımıza
sadık kalamadım; onu seviyorum..." dedi ve bunları söylerken de
gözyaşları boşaldı; yanaklarından süzülerek... Bütün bu olanları camın
ardından izleyen minik serçenin kalbine birşey saplanmıştı ve gözleri
dolmuştu... Derken melek beliriverdi karşısında:" Sakın ağlama,
biliyorsun serçeler ağlarsa ölür..." dedi. Ama minik serçe sevdiği kıza
son bir kez daha doya doya bakarak gözyaşlarını serbest bıraktı... Bu
defa yaratıcı çocuğu affetmedi. Ama hiç bir günahı olmadığı için
cehenneme de atamadı, Onun cennete de girmesini istemiyordu yaratıcı...
Ve çocuğun gökyüzüne hapsetti... İşte o günden bu güne, ne zaman bir
aşık üzülse gökyüzündeki bütün serçeler ağlar . . .























Г§onaЕџkimi isimli Гњye Еџimdilik offline konumundadД±r






 








AlД±ntД± ile Cevapla


10-03-2010 21:49 (cсылка)  
Makrada
Makrada

IRAN'LI BIR SAIR DIYORKI:'' ASKA UCARSAN KANATLARIN YANAR...'' BU SOZE CVP MEVLANA'DAN GELIYOR: ASKA U?AMAZSAN KANAT NEYE YARAR


  Комментариев: 2    

10-03-2010 21:45 (cсылка)  
Makrada
Makrada

?RAN'LI B?R SA?R D?YORK?:'' A?KA UCARSAN KANATLARIN YANAR...'' BU SOZE CVP MEVLANA'DAN GELIYOR: A?KA U?AMAZSAN KANAT NEYE YARAR


21-02-2010 20:20 (cсылка)  
Makrada
Makrada

iyi iyi haftalar


04-02-2010 20:24 (cсылка)  
Makrada
Makrada

moralim bozuk bana moral vericek biri lazim !


  Комментариев: 1    

03-01-2010 20:19 (cсылка)  
Makrada
Makrada

firtina nin siddeti ne olursa olsun marti sevdigi denizden vaz gecer mi ?


24-12-2009 12:36 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Не бойся врагов - в худшем случае они могут тебя убить. Не бойся друзей - в худшем случае они могут тебя предать. Бойся равнодушных - они не убивают и не предают, но только с их молчаливого согласия существует на земле предательство и убийство.
Эберхард


07-12-2009 20:45 (cсылка)  
30-10-2009 03:10 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Baku and Mardakan


Mardakan Dendrary In October photo by ALI
http://www.photosig.com/go/photos/view?id=2368381


Метки: mardakan, Baku, merdekan

29-10-2009 08:38 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Скороо будеть !


18-10-2009 11:42 (cсылка)  
Makrada
Makrada

жизнь в интернете-не жизнь,а ее синтетическая иллюзия


11-10-2009 01:30 (cсылка)  
Makrada
Makrada

C Днем рождения!

  Администрация Блогов@Mail.Ru от всей души поздравляет  Makrada с днем рождения.

  Вы можете присоединиться к нам, отправив открытку или оставив свои поздравления в комментариях к этой записи.


  Комментариев: 4    

19-09-2009 18:14 (cсылка)  
Makrada
Makrada

SORUCUK

Ne yapardiniz? Karari siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok.
Yine de okuyun. Sorum şu: Aynı kararı siz verir miydiniz?

Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması

gereken şeyler nerede?'

Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.

Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'

Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:

Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.
Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.

Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.

Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.

Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.

Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.

Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.

Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'

Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'

Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.

'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.

Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış  öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt ediyorlar.

Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yapabileceği inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor 'doğal olan şeyleri' gerçekleştirmek için.

Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.

Şimdi iki seçeneğiniz var:
1. Delete (Sil)
2. Forward (İlet)

Gününüz bir Shay günü olsun!

 


02-09-2009 23:26 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Sergey yesenin

Rusça Orjinali До свиданья, друг мой, до свиданья.
Милый мой, ты у меня в груди.
Предназначенное расставанье
Обещает встречу впереди.
До свиданья, друг мой, без руки, без слова,
Не грусти и не печаль бровей,-
В этой жизни умирать не ново,
Но и жить, конечно, не новей.
Türkçe Çevirisi Elveda dostum benim, elveda
Can dostum seninle dolu göğsüm
Çok önceden belirlenen bu ayrılık
Buluşmayı vaadediyor ilerde bir gün.
Elveda dostum el sıkışmadan, konuşmadan,
Üzülme ve kaşlarını eğme mutsuz.
Ölmek yeni bir şey değil dünyada,
Ama yaşamak da daha yeni değil kuşkusuz.
Türkçesi: Azer Yaran


01-09-2009 20:26 (cсылка)  
Makrada
Makrada

LIFE

 









Duvardaki catlaktan bakan fare, Ciftlik sahibi ile karisinin

 bir paket actiklarini gordu . 

"Icinde yiyecek mi var?'"

derken - - -Bir bakti ki fare kapani


Hemen bahceye kosup, alarmi verdi :

Evde kapan var!
Evde kapan var!'



 

Tavuk gidaklayip , kafayi kaldirdi ve,

'Bay fare", bu sizin icin ciddi bir sorun olsa da sahsen, beni ilgilendiren

bir tarafi yok ne yazik ki! .

Fare donup bu sefer domuzcuga,

"Evde kapan var, evde kapan var"! dedi.

Domuzcuk konuyla ilgilendi ama,

kendi hesabina 'Uzgunum bay fare, vah, vah 

emin ol senin icin dua edecegim"  dedi.

 


Fare bu kez okuze yoneldi:

"Evde kapan var!"

"Evde kapan var!" diye bagirdi nefes nefese.


okuz:  'Wow, Bay Fare, Senin icin uzuldum,

ama burnumu sokacagim bir sey degil.' dedi. 

 

 

E farenin de  basini egip,

gitmekten baska caresi kalmamisti... 

yalnizlik ve terkedilmislik hisleri icinde,

fare kapani ile artik....tek basina basa  cikmaya calisacakti!.

***

O aksam evde, alisilmamis bir ses duyuldu.

Sanki bir kapan, avinin uzerine kapanmisti. 

Sese kosan cifcinin karisi, karanlikta kapana,

zehirli bir yilanin kuyrugu kaptirdigini gormemis.

Yilan da onu isirmisti.. '

 


Ciftci karisini hastaneye kosturdu, Karisi eve atesli dondu.


E atesli insana ne verilir?? sicacik bir tavuk corbasi!!!. Tavuk acilen pisirilmis! 

 


Ama kadin hala iyilesmiyormus, E es dost ahbap, gelince hasta ziyaretine,

ciftci de sofraya domuzcugu cikarmak zorunda kalmis!!!.


Ama ciftcinin karisi iyilesmemis; olmus!!!!!.


Aman ne kalabalik gelmis cenazeye, ne kalabalik!!! 

Bu sefer de konuklari,doyurmak icin kesilen okuz olmus....

Fareye de olan biteni deliginin ardindan izlemek kalmis!....

*** 

Onun icin bir daha, seni ilgilendirmeyen bir sorun

karsina cikarsa... bir dusun!!! ----

Birimiz tehdit altindaysak, hepimiz risk altindayiz.


Bu hayat denen yolculukta  Birlikte yol almaktayiz..

Birbirimizi kollayip, guc ve guven paylasmaliyiz.


sana onem veren,

senin icin onemli olanlara,

gonder ve uyar!


UNUTMA. . . . . .
HEPIMIZ, BIRBIRIMIZIN  HALI TEZGAHINDA

HAYATI ONEMI OLAN IPLIKLERiZ!!!! 

VE SOYLE YA DA BOYLE,

HAYATLARIMIZ BIRLIKTE DOKUNUYOR. 

***

DURMA, DURDUKCA

SIRA SANA GELECEK!!!!!!!!!!!!



29-08-2009 16:50

Запись удалена как спам

26-08-2009 21:46 (cсылка)  
Makrada
Makrada

GOAL time ! :)


24-08-2009 00:01 (cсылка)  
Makrada
Makrada

yastigimda dusumde icimdesin bir hayin bicak gibi icimdesin


  Комментариев: 1    

23-08-2009 23:13 (cсылка)  
Makrada
Makrada

Этот раз по Турецкий

> Adam Gibi Adam Olmak
>
> çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
> sen aklı başında kalabilirsen eğer
> herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
> hem kendine güvenebilirsen eğer
>
> bekleyebilirsen usanmadan
> yalanla karşılık vermezsen yalana
> kendini evliya sanmadan
> kin tutmayabilirsen kin tutana
>
> düşlere kapılmadan düş kurabilir
> yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
> ne kazandım diye sevinir
> ne yıkıldım diye yerinir
> ikisini de önem vermeyebilirsen eğer
>
> söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz
> kandırabilir diye safları dert edinmezsen
> ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve
> yeniden koyulabilirsen işe
>
> döküp ortaya varını yoğunu
> bir yazı turada yitirsen bile
> yitirdiklerini dolamaksızın diline
> baştan tutabilirsen yolunu
>
> yüreğine, sinirine "dayan" diyecek
> direncinden başka şeyin kalmasa da
> herkesin bırakıp gittiği noktaya
> sen dayanabilirsen tek başına
>
> herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen
> unutmayabilirsen halkı krallarla gezsen de
> dost da düşmanda incitemezse seni
> ne küçümser nede büyültürsen çevreni
>
> her saatin her dakikasına
> emeğini katarsan alın terine
> hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti
> her şeyiyle dünya önüne serilir
> korktuğun yerde el öpmez
> hükümran olduğun yerde ezmezsen
> oğlum adam oldun demektir
> üstelik ADAM GİBİ BİR ADAM
>
> Şiir: Rudyard KİPLİNG (1865-1936)
> Şiir çeviri: Bülent ECEVİT
>


  Комментариев: 1